2017’YE GİRERKEN
Mehmet GÖKTÜRK

Mehmet GÖKTÜRK

/ Toplam 37 yazı »
2016 yılının tamamlanıp 2017 yılına girdiğimiz bir gündeyiz. Yeni bir yıl demek yeni umutlar demek. Yeni bir yıl demek, yepyeni şans, yepyeni bir sayfa demek. Yeni yılın milletimize, devletimize, içinde bulunduğumuz kanla yeniden belirlenmeye çalışılan coğrafyadaki insanlara, büyük Türk milletine, müslümanlara hayırlı ve uğurlu olmasını dilerim. 

2016 yılı ekonomi, siyaset ve dış politikada diğer yıllarda pek alışkın olmadığımız olaylarla geçti. Bir çoğu için “keşke olmasaydı” dediğimiz olayların en başında, 15 Temmuz günü yapılan kanlı darbe kalkışması geliyor. Bu büyük Türk milletinin bazı evlatlarının terör örgütlerinin emrine girmesi, uzun yıllardan beri hepimizi yaralıyordu. Bu sefer aldığımız darbe en büyüğü oldu. Dindar geçinen ve topladığı hayırlarla çeşitli hizmetleri gerçekleştirdiği zannedilen bir grup, meğerse bir süper gücün emrine girerek, onun adeta tetikçiliğini yapıyormuş. Ve 15 Temmuz 2016 tarihinde Türkiye devletini bütünüyle ele geçirmek üzere, askeri kadrolara sızdırdığı adamlarıyla ihtilal denemesinde bulunmuştu.

Komşumuz Suriye ve Irak’ın içine sokulduğu iç savaş bölgeyi olduğu gibi etkiledi. Oralardan kaçan ve sayıları 10 milyonun üstünde olan mülteciler çeşitli ülkelere sığınmaya devam etti. Bu arada Türkiye’mize sığınanlardan resmi olanların sayısının 3 milyonu aştığı bildiriliyor. Gelenlerin büyük çoğunluğu, çok perişan bir ortamda açlıkla mücadele ederek hayatlarını idame ettirmeye çalışıyor.

Geride bıraktığımız yılı Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafya için felaketler yılı olarak da değerlendirebiliriz. Bölgede bazı devletlerin dağıtılıp yeniden çizilecek sınırlarla yeni devletçiklerin oluşturulacağı öteden beri söylenirdi. İşte bunun söylenti olmadığı ve dünyayı yöneten süper güçlerin böyle bir projeyi hayata geçirmek üzere, bölge insanının canını ve malını tehlikeye atacak girişimleri artırdığı ortaya çıktı. Şimdi bölge tam bir kan gölüne çevrildi. Müslümanlar çeşitli alt kimliklerle birbirine boğazlattırılıyor. Onlara silahı ise Amerika, İngiltere, Almanya, Fransa, İsrail ve diğer hristiyan dini mensupların yönettiği devletler vererek destekliyor.
Türkiye ekonomisi, yine yurt dışı süper güç odaklı olduğu düşünülen operasyonlarla çökertilmeye çalışılıyor. Dolar ve euro üzerinden yapılan operasyonlar devleti yönetenlerin uyarısı ile zararsız hale getiriliyor. Cumhurbaşkanının millete ve devleti idare edenlere yaptığı dövizin bozdurulması ve dövizle yapılan ticari faaliyetlerde Türk Lirasına dönülmesi çağrısından sonra bu operasyon da bozuntuya uğramıştır.
FETÖ soruşturmaları halen devam ediyor. Neredeyse 5 buçuk aydan beri Fetullahçı Terör Örgütü mensuplarını yakalamak üzere yapılan tespitler ışığındaki operasyonlar sürüyor. Sayıları 100 binlerle ifade edilen militanlaştırılıp örgüt mensubu haline sokulan FETÖ mensuplarının devletle ilişkisi kesildi. Halen bunlarla ilgili olarak çalışmalar devam etmekte olup, kamu kurum ve kuruluşlarından yapılan militan temizliğinin 2017 yılında da devam edeceği anlaşılıyor. FETÖ’nün ticari piyasalardaki bacağına da operasyonlar gerçekleştiriliyor. Bir çok şirketin malvarlığına, terör örgütüyle ilişkisinin kesinleşmesi üzerine el konuluyor.

Bütün bu kötü olayların yanısıra çok sevindirici gelişmeleri de yaşadık. Türkiye ekonomisi her şeye rağmen dimdik ayakta duruyor. Bankalar kredi veriyor. Millet vergi daireleriyle geçmiş vergi borçları için anlaşma yapıyor. Vergisini ödeyen mükellef sayısında azalma olmuyor. Her yer şantiye alanı gibi, sadece inşaatı bitmiş veya bitmeye çok yaklaşmış konut stokunun bugünkü piyasa fiyatlarıyla değerinin 1 trilyon doların üstünde olduğu belirtiliyor. Satılan otomobil sayısı artıyor. Çarşı-pazar ve AVM’lerde alışveriş çılgınlığı tam gaz devam ediyor.

Türkiye’nin 2017 yılında çok daha hızlı bir şekilde büyüyeceğine inanıyorum. Türk milletinin, milli birlik ve beraberliğini bozmaya çalışan emperyalist devletlerin oyununu bozacağını öngörüyorum. Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Boşnak, Sunni, Alevi gibi dini ve etnik yapıların büyük milletimizin birlik ve dirliğinin birer çimentosu olarak değerlendirileceğini  düşünüyorum. Hepimiz bu vatanın sahibiyiz. Dinimiz, dilimiz, ırkımız bizim güzelliğimizdir. Bu coğrafyada yaşayan herkes Türktür. Ermenisi, Yahudisi, Hristiyanı, Çingenesi ve burada adını sayamadığımız ne kadar din, mezhep ve kökenden insanımız varsa, istisnasız hepsi bizimdir. Yeniden komşuluğumuzun farkına varacağız ve bu toprakların kanlı mezarlar diyarı olmasına da asla müsaade etmeyeceğiz.
İyi yıllar... Sağlıklı, huzurlu, keyifli, gönlünüze göre hayırlı bir yıl temenni ederim.
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE