AVRUPA BİRLİĞİ “EVET” Mİ İSTİYOR?
Cihangir TÜRKMEN

Cihangir TÜRKMEN

/ Toplam 99 yazı »
Hürriyet gazetesinin haberine göre, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu TRT’de Hollanda’nın Bakan Fatma Betül Sayan Kaya’ya yönelik skandal tavrına çok sert tepki gösterdi. Bakan Çavuşoğlu, “Lanet olsun bunların seçimine. Kendi ülkesinde bir seçim var diye, bu seçimde (aşırı sağçı Geert) Wilders’a oy kaptırmamak için, başa baş gidiyor diye, Wilders’tan daha öteye giden siyasetçilere lanet olsun. Bunlar gerçekten bu kadar aşağılık bir seviyeye gittiler ve Bakanımızı burada kendi başkonsolosluğumuza almıyorlar.” Avrupa’nın birçok ülkesindeki uygulamaların sebebinin Türkiye’deki referandumda taraf tutmak olduğunu dile getiren Çavuşoğlu, “Evet çıktıktan sonra yeni Türkiye’nin çok daha istikrarlı, daha özgür bağımsız ülke olacağını çok iyi biliyorlar. Kendi kontrolü altında olmayan bir Türkiye’yi istemiyorlar.” diye konuştu.
Elbette her yorumun doğruya yakın ve uzak tarafları bulunabilir. Çavuşoğlu’nun ilk dediği çok doğru bir sebeptir. Yani Hollanda’da ve seçime gidilen Almanya gibi ülkelerde Hükümet ve yerel yöneticilerin seçmene şirin gözüküp oylarını artırmak için Türk temsilcilerine yasaklar getirmeleri, gerçekten de aşağılık bir tavır olarak değerlendirilmelidir.
Ancak Türk siyasetçilerin de referandumda Avrupa’daki Türk seçmenden evet oyu almak için onların seviyesine düşmemesi ve gelişmelerin Türkiye’ye zarar verecek noktalara ulaşmasına fırsat vermemesi gerekir.
Gelelim Sn. Çavuşoğlu’nun ikinci yorumuna. 2010-2011 yıllarına kadar Erdoğan hükümetlerini ısrarla destekleyen AB ülkeleri ile Sn. Erdoğan arasına Oslo krizinin ardından AB’ye verilen taahhütlerin yerine getirilmemesi sebebiyle soğukluk girdi. Bundan sonra Sn. Erdoğan’ın AB liderlerine karşı sert söylemleri başladı ve bu da ilişkilerin gittikçe gerilmesine yol açtı.
Sn. Davutoğlu’nun başbakanlığı sırasında, Suriyeli sığınmacıların Avrupa’ya geçmelerinin engellenmesine karşı vizenin kaldırılacağı ve yardım verileceğine dair anlaşmanın ardından işler tekrar karıştı. Sn. Erdoğan hükümetin razı olmasına rağmen terörle mücadele yasasının değiştirilmeyeceğini açıkça ilan etti. Devam eden süreçte Sn. Davutoğlu’nun Sn. Erdoğan’ın isteği üzerine istifa etmesi AB ilişkileri çıkmaza soktu. 
Sn. Erdoğan haklı olarak AB liderlerinin sözlerini tutmamalarını şiddetle eleştiriyordu. Ancak bu eleştirilerin zaman zaman hakaret içeren sözlerle yapılması AB ile bağları kopardı. Avrupalı liderler açıktan Sn. Erdoğan’a bir şey söylemeseler bile Türkiye ilişkileri noktasında tavırlarını ortaya koydular.
Sn. Çavuşoğlu bu açıdan da tamamen haklı. AB, referandumda evet çıkarsa karşısında daha sert bir Erdoğan göreceğinden endişe ediyor ve bunun için de hayır çıkmasını istiyor.
Fakat Avrupalı çok bilenlerin göremedikleri bir gerçek var. Hollanda’nın akılları zorlayan, her türlü diplomatik geleneğe aykırı bu kepazelikleri “evet” çıkması için AKP’ye desteğe dönüşmüş durumda. Zira bilemedikleri olay şu, AKP hükümeti bu tür baskıların çok çabuk bir şekilde “Müslüman Erdoğan’a karşı Haçlı baskısı” şeklinde algılanmasını sağlar. Hele MHP’nin isteği ile Avrupa Türk Federasyonu Hollanda’yı protesto eylemleri yapınca AB ülkelerindeki Türk seçmenden çok yüksek oranda evet oyu çıkacaktır.
Burada dikkati çekmek zorunda olduğumuz bir nokta bulunuyor. Sn. Çavuşoğlu beyanatının son bölümünde “Evet çıktıktan sonra yeni Türkiye’nin çok daha istikrarlı, daha özgür bağımsız ülke olacağını çok iyi biliyorlar.” diyor. Bu aslında ciddi bir çelişki. Eğer Avrupa ülkeleri ve ABD referandumda evet çıkmasını istemiyorlarsa ve evet çıkarsa istikrar mümkün olamaz. Türkiye’yi de bugünden çok daha zor günler bekliyor olacaktır.
Rusya pazarının 8-10 aylık bir sürede ekonomimize verdiği zarar ortada. Rusya’nın bazı ürünlerde kalıcı ithalat kısıtlamaları da sürecek. Bunun yanına aralık ayı itibarıyla ihracatımızın %45.5’ini yaptığımız AB’ni de eklediğimizde ülkemiz ekonomisinin nasıl bir krize gireceğini ve savaşma gücünün ne hale geleceğini varın siz düşünün.
Son sözümüz şudur. Siyasetçilerin her türlü hırstan uzak akılcı politikalar yürütme zamanı gelmiş ve geçiyor. AB ile çatışma onlara bir zarar vermezken bize çok zarar verir. Düşman sayısını artırmak hiç de akıl karı değil.
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE