DEFİNE ARAYICILARI DESTEKLENSİN!
Mehmet GÖKTÜRK

Mehmet GÖKTÜRK

/ Toplam 37 yazı »
Türkiye’de elinde define sırrı bulunduğunu söyleyenlerin sayısı az değil. Define arayıcıları varolduğuna inandıkları hazineyi buluncaya kadar aramayı sürdürür. Çoğu zaman gizli-kapaklı ve çok da zahmetli serüven yaşayan defineciler, kendilerine sağlanan “izinli kazı yapma” yöntemi yerine kaçak olarak kazı yapmayı tercih ediyorlar.
Son günlerde Antalya’nın turizm cenneti Kemer İlçesi’nde jandarmaya giden bir ihbarla kaçak define kazısına yapılan suçüstü baskını medya tarafından haberleştirildi. Kemer’de bir alanda 20 ton altın bulunduğu iddia edilmiş. Bu iddia üzerine Antalya İl Kültür Turizm Müdürlüğü yetkilileri özel bir heyeti bölgeye göndererek araştırma yapmaya başlamış. Yapılan haberlerden anlaşıldığına göre, özel aletlerle yapılan incelemede külçe altına benzeyen cisimlerin varlığı görülmüş.
Her sene bu türden çok sayıda haber okuyoruz. Bu haberlerde bazen girilen mağaralardaki tuzaklarda hayatını kaybedenlerden veya canını zor kurtaranlardan dahi bahsedilir. Benzeri durumlar hazine haritası olup da bunu özel izin ve resmileştirilmiş kazıyla gerçekleştirme yolunu seçenlerle ilgili haberlerde de okuyoruz. Ayrıca hazine arama işi adeta bir sektör haline gelmiştir. Çeşit çeşit cihazlar hazine arayanların alması için televizyonlara bile reklam verecek duruma gelmiştir. Röntgen cihazına benzeyen aletlerle toprağın 10-15 metre altının görüntüsünü alabilen aletlerle defineciler her yerde iş başındadır.
Öyle anlaşılıyor ki, bu define arayıcılığı olayının işlerliğini sürdürmesini sağlayacak bir takım durumlar gerçekleşiyor. Yani bazıları bazı tarihi eserler veya kıymetli şeyler buluyor ve bu olaylar diğer insanlar tarafından da duyuluyor. Sonuçta bu işlerlerle uğraşanların gizli-saklı bir şekilde kazı yapıp bir şeyler bulmasa bu tür hikayelerin inandırıcılıkları devam edebilir mi? 
Gelelim olayın bir diğer boyutuna. Bu işlerin böyle gizli-saklı bir şekilde yapılması yerine, daha açık ve güvenli bir şekilde yapılmasının sağlanıp-sağlanamayacağının yeniden tartışmaya açılması meselesine. Geçenlerde buradan Sevr’in gizli kalmış bazı hükümlerinden bahsetmiş ve yer altındaki tarihi eserlerin Sevr antlaşmasını dayatan devletler tarafından sahiplenilmeye çalışıldığını anlatmıştım. Bu devletlerin Sevr döneminde olduğu gibi aynı tavırlarını günümüzde de sürdürmeye çalıştıklarını hatırlatmıştım.
Hazine duyumunu kazı yaparak sonuçlandırmak isteyenin önünde 2 seçenek vardır. Birincisi gizli hazine aramak. İkincisi, resmi müsaadeli ve çok daha güvenlikli olarak aramayı gerçekleştirme imkanından faydalanmak. Uygulamada hazine sırrının doğruluğunu kazı yaparak öğrenmek üzere harekete geçenlerin çok büyük çoğunlukla tercihini gizli ve sıkıntılı olan yöntemi tercih etmeleri gerçeği vardır. 
Şimdi bütün bunların ışığında yeniden, yer altında kalmış ve üzerinde yaşadığımız bu coğrafyanın tarihi hazinelerini çıkartmayı tartışmalıyız. Bu konuda uygulanmakta olan izinli kazı sistemi, işlemi yasal bir vaziyete getirmesine rağmen, hala izinsiz kazının revaçta olmasını da değerlendirmek gerekir.
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE