EKONOMİ PLANLI OLSAYDI?
Mehmet GÖKTÜRK

Mehmet GÖKTÜRK

/ Toplam 37 yazı »
Türkiye ekonomisi planlı dönemleri geride bırakalı uzun yıllar oldu. Planlı dönemlerde elde edilen devlete ait fabrika ve diğer yapılar da çoğunlukla özelleştiriliyor. Böylece bir zaman önce devletin başlattığı sanayi hamlesini temsil eden tesisler ve dolayısıyla sektörler özel sektöre bırakılmış oluyor.

Türkiye bir asır sürelik gelişme ve dolayısıyle büyüme stratejisini yatırımların özel sektör tarafından yapılması noktasına getirdi. Buraya gelmek için önceleri her türlü sanayi tesisini devletin yaptığı, çimento, şeker, kağıt ve sigara sektörleri başta olmak üzere devletin üretimde tekel olduğu bir yapıdaydı. Ardından kademeli olarak bu sektörlerin de aralarında bulunduğu bir çok sektörde özel sektöre yatırım müsadesi ve teşvikleri verilmeye başlandı. 5 yıllık kalkınma planları hazırlanarak desteklenecek sektörler belirlendi. Yatırımların o sektörlerde yoğunlaşması için özel özendirici teşvik paketleri hazırlandı.
Geldiğimiz noktada 5 yıllık kalkınma planları hazırlama ve uygulama yönteminden tamamen vazgeçilerek, yatırım dengesinin özel sektörün arz-talep algısına bırakılması benimsendi. Bölgesel ve sektörel devlet destekleri varlığını sürdürse de 20-30 yıl öncesinin güçlü desteklerinden bahsetmek mümkün değil. Ancak teşvik ve devlet desteklerinin çar-çur edilmesi ve hatta adeta dolandırılması şeklindeki geçmişte çokça konuşulan olaylara da artık rastlanılmıyor.
Planlı ekonominin iyi ve kötü taraflarından bahsedilen binlerce makale yazılmıştır. Bu makalelerin içerisinden her iki tarafı destekleyen bir kaç örnek alınarak okunsa, bugünlerde piyasalardaki bazı çarpıklıkların ve de dolayısıyle cari işlemler açığının büyümesine katkı sağlayan bazı kalemlerin sebepleri ortaya çıkar. Piyasalarda bazı ürünlerde üretim fazlalılığı olduğu için fiyatlar neredeyse maliyete yakın seviyelerde dolaşırken, bazı sektörlerde yerli üretimin azlığı sebebiyle fiyatlar daha yukarılardadır. Bu durum yatırımcıyı tereddüde sevk eden ve yatırımları azaltan temel faktörlerdendir.
Ürettiğimiz her şeyin gelişmiş ekonomi piyasalarında satılacak evsafta olması ise, ancak ve ancak ciddi denetimlerle sağlanabilir. Denetim konusunu, en iyi sonuç alabilecek olan kamu temsilcilerine havale etmek ise süreci kısaltabilecektir. Görüldüğü üzere üretim işi bir süreç işidir. Piyasa araştırması aşamasında iken üretilen malın satışa sunulacağı piyasaların şartlarını dikkate almaktan başlayarak, hammaddenin temini ve kalitesine kadar hemen her kademenin doğru bilgilerle doldurulması gerekmektedir. Yerli malının cazibesini artırmanın bütün temel gereklerini yerine getirmek, tabi ki öncelikle esas hedefimiz olan, malımızı uluslararası piyasaların rekabetinden de koruyacaktır.
Hülasa planlı ekonomilerde piyasada üretim kaynaklı fiyat uçurumlarından bahsedilmez. Devletlerin cari giderleri içerisinde ithal edilen malların her yıl azalarak onlar için ödenen paraların düştüğü görülür. Hatta dışarıdan ekonomiyi kötüleştirmeye çalışanların müdahale imkanları da kısıtlanmış olur.
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE