Seçimde Milletin Mesajı
Mehmet GÖKTÜRK

Mehmet GÖKTÜRK

/ Toplam 37 yazı »
Yapılan milletvekili genel seçimlerinde millet ağzındaki baklayı çıkartmıştır. Herkesin anladığı şu taleplerde bulunmuştur;  

“Biz bu partilerin adaylarını Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi olması için seçtik. Kurucu meclis için gerekecek olan oy çoğunluğunu da sağladık. Kavgayı bırakıp, uzlaşın. İşinize bakın. Anayasa yapın. Parlamenter demokratik sistemi bütün kurum ve kurallarıyla işletin. Türkiye’yi muasır medeniyetler yarışında ileri ülkeler safına getirin. Bu coğrafyada yaşayanların kardeşlik hak ve hukukunu sağlayın. Milli birlik ve beraberlik içinde insanımızın yaşam kalitesini yükseltmenin mücadelesini verin.”

Hal böyleyken, siyasi partilerden, henüz buna uygun net bir tavır görülmüyor. Sadece Cumhurbaşkanının yazılı açıklama geldi. Cumhurbaşkanı, belki ilk defa, herkesin "Tamam, işte yakışan dil ve üslup" diyeceği bir içerikte, yazılı açıklama yaptı. Bu ilk işaret toplumun bütün kesimlerini memnun etti ve hatta ümitlendirdi.  

Bu arada, Cumhurbaşkanının Anayasal çizgide devam etmesi talebi, biraz da köpürtülerek, siyasi partilerin ortak kanaati olarak lanse ediliyor. Bazı köşe yazarlarının dillendirdiği bu talebin,  Cumhurbaşkanını üzmeden, rencide etmeden, makamı zora sokmadan, anlaşılması sağlanmalıdır. Bunun için Kamuoyu diplomasisi serinkanlılıkla ve sorumlu bir şekilde işletilmelidir. Kapalı diyalog devrelerinin açılarak, demokratik teamüllere uygun bir biçimde çalışması sağlanmalıdır.

Böylelikle Türkiye’de kavga ve karşıtların zıtlaştırılmasıyla yapılan siyaset dönemi de kapanmış olacaktır. Normalleşme başlatılacaktır. İşte ancak o zaman, her kesimin kabul edebileceği, hesap verilebilir, şeffaf ve denetlenebilir bir sistem yeniden çalışır vaziyete getirilecektir. Aksi takdirde, kaos senaryoları için pusu, muhalefet tarafı yerine, iktidar tarafından başlayabilir.

Buradan hatırlatmak isterim ki, geçmişte bu büyük millet, pusu siyaseti ile iş görmeye çalışan siyasetçileri, siyasetin çöplüğüne göndermiştir. Çok fazla gerilere gitmeden 1990 yıllarını hatırlayalım. O dönemin DYP, ANAP, DTP ve DSP’sine bu milletin sandıkta verdiği cevabı unutmayalım.

Millet çok açık ve net bir şekilde parti yöneticilerinin sorumluluk almasını istemiştir. Meşhur atasözüdür. Tam da bu günler için söylenmiştir; "Almayacaksan, satmayacaksan pazarda işin ne?" Bazı siyasi partiler,  seçim meydanlarında çeşitli vaatlerde bulundukları için, şimdi bu vaatlerin kendilerini bağladığı açıklıyor.

Bu yüzden koalisyon hükümeti yerine muhalefette kalmalarının daha uygun olacağını söylüyor. Bunlar bahanedir.  Bir kere, siyasetçiysen uzlaşmayı becereceksin. Çünkü siyaset, uzlaşma sanatıdır. Kapıları kapatacaksan, siyasette işin ne? Sana oy verenlerin, iktidar mensubu olmak gibi bir hakları yok mu? Onların çocuklarının devlet kadrolarında işe girmek, kadro almak, bürokrat olmak gibi hasletleri yok mu?

Değerlendirmesini bilen için, ülke için, millet için, partisi seçimi kazansın diye mücadele edenler için, yıllardan beri hor görülmüş, kenara itilmiş, vatandaş muamelesi görmemiş insanlar için, koalisyon hükümetleri fırsatlarla doludur.  MHP, CHP ve HDP’lilerin çoluk-çocuğunun işe-aşa-mevki ve makama ihtiyacı yok mu? Sadece mücahitten mi müteahhit veya bürokrat olur? Ülkücüden, CHP’li ve HDP’liden, devrimciden müteahhit ve bürokrat olmaz mı? MHP, CHP ve HDP’lilerin dış politika ile ilgili talepleri ve tercihleri yok mu? …
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE